Bir Huysuz Uğur Böceği Neden Sürekli Kavga Arar?
Eric Carle'ın Huysuz Uğur
Böceği kitabı üzerine...
Bazı çocuklar neden sürekli kavga arar?
Bir oyuncağı paylaşmak yerine çekişmeyi seçer. Sırasını beklemek yerine
öne geçmeye çalışır. En küçük bir anlaşmazlıkta bağırabilir, arkadaşını
itebilir ya da her durumda haklı çıkmak ister.
Peki çocuklar gerçekten saldırgan mı doğuyor, yoksa henüz duygularını
yönetmeyi öğrenemedikleri için mi böyle davranıyorlar?
Geçen gün çocuk kulübümüzde uygulanacak etkileşimli kitap okuma ders planını incelerken Eric Carle'ın Huysuz Uğur Böceği hikâyesini dinledim.Çocuk kitaplarının sadece çocuklar için yazıldığını düşünürüz. Oysa bazıları, sayfalarını çevirirken en çok yetişkinlerle konuşur. Huysuz Uğur Böceği de onlardan biri.
Kitabın kahramanı olan minik uğur böceği, karşılaştığı herkese meydan
okur. Paylaşmak yerine çatışmayı, birlikte olmak yerine üstün gelmeyi seçer.
Kurbağaya da, tilkiye de, file de… Gücünü sürekli başkalarına kabul ettirmeye
çalışır. Ta ki bir balinayla karşılaşıncaya kadar...
Bu hikâyeyi okurken meseleyi yalnızca huysuz bir uğur böceğinin öfkesi
olarak görmek zor geliyor. Çünkü okul öncesi dönemde çocuklar da paylaşmayı,
beklemeyi, kaybetmeyi ve anlaşmazlıkları sağlıklı biçimde çözmeyi adım adım
öğrenir. Bu yolculukta zaman zaman itişmeler, "Benim!" tartışmaları
ve güç gösterileri görmek gelişimin doğal bir parçasıdır.
Asıl soru şudur:
Bu davranışların arkasında gerçekten kötü niyet mi vardır, yoksa henüz
gelişmekte olan sosyal ve duygusal beceriler mi?
İşte tam da bu yüzden çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, yalnızca
davranışlarının düzeltilmesi değildir. Duygularının fark edilmesi, sınırların
sevgiyle gösterilmesi ve paylaşmayı, beklemeyi, uzlaşmayı yaşayarak
öğrenebilecekleri güvenli ilişkiler kurabilmeleridir.
Her "Benim!" diyen çocuk bencil değildir.
Her iten çocuk saldırgan değildir.
Bazen gördüğümüz davranış, ifade edilemeyen duyguların ve henüz
gelişmekte olan sosyal becerilerin sessiz bir yansımasıdır.
Paylaşmayı öğrenen bir çocuk yalnızca oyuncağını paylaşmayı öğrenmez.
Sırasını beklemeyi, başkasını dinlemeyi, kaybettiğinde yeniden denemeyi ve bir
anlaşmazlığı kavga etmeden de çözebileceğini keşfeder. Böylece güç göstermeye
değil, ilişki kurmaya ihtiyaç duyar.
Gerçek güç, herkesi yenmekte değil; duygularını yönetebilmekte ve
ilişkilerini koruyabilmektedir.
Bir çocuğun davranışına odaklanmak kolaydır.
Asıl mesele, o davranışın bize anlatmaya çalıştığını duyabilmektir.
Tutku METİN
Okul Öncesi Öğretmeni

Yorumlar
Yorum Gönder