Bir Çocuğun İç Sesi: Mor Bir Gergedan.. Gergedanlar Krep Yemez Kitabı Üzerinden Bir Ebeveynlik Farkındalığı
Bu kitabı elime aldığımda, kitabın
kulağa sıra dışı gelen başlığı ve ardından kitabın harika çizimleri ve resimlendirmeleri içine çekti
beni. Begüm ve Mor Gergedan’ın arkadaşlığını okuduğumda ise derinden etkilendim.
Gergedanlar Krep Yemez kitabı çocuklar için rengârenk, duygusal ve eğlenceli
bir dünya sunarken, ebeveynlere de güçlü bir çağrıda bulunuyor. Anne ve babası
tarafından duyulmayan Begüm’ün yaşantısını anlatan bu kitap, ebeveyn
davranışlarına da ayna tutuyor.
Hikâyemiz Begüm’ün mutfakta mor bir gergedanla karşılaşmasıyla başlıyor. Bu durum çocuklar için oldukça heyecan verici, eğlenceli bir fikir. Gergedanın ailesinden uzak olması Begüm’ün onu ailesine ulaştırma çabaları ise hayal gücü eşliğinde çözüm yolları geliştirmelerine imkân sunuyor. Çocukları düşünmeye sevk ederken, eğlendiren, duygusallaştıran, kelime dağarcığını geliştiren bu kitap nitelikli bir çocuk kitabı olarak listemizde yerini alıyor.
Kitaba dair gözden kaçırılmaması gereken hassas noktalardan biri de hayvanları koruyan ve onların yaşam hakkına saygı duyan bir aile mesajı. 'Örümceğin dışarı atılması, (öldürülmemesi), Gergedanın hayvanat bahçesine değil evine gönderilmek istenmesi.' Bu detaylar çocukların hayvan sevgisi, yaşam haklarına saygı ve merhamet değerlerini kazanmasını sağlar.
Kitabın ebeveynlere iletmek istediği mesaja kulak verecek olursak; mor bir gergedan, aslında ailesi tarafından dinlenilmeyen bir çocuğun kırgın duygularını ifade eden bir metafor. Öyle ki ailesi Begüm’e kulak vermeye başladığında kapıda pembe bir fil beliriyor. Mor, hüznü ve depresif duyguları yansıtırken, pembe hayal gücünü, mutluluğu yansıtır. Yazar metaforlarında renkleri de seçerek kullanmış. Ailesi tarafından dinlenmeyen duyulmayan bir çocuk mor bir gergedan ile arkadaşlık ederken, dinlendiğini hissettiğinde mutluluğunu temsil eden pembe bir fil kapıda beliriveriyor. Anne baba mutfakta mor bir gergedan var diyerek onlara koştuğunda, 'Mutfaktaki örümceği baban pencereden dışarı atar.' şeklinde yanıtlıyor. Çocuğunu dinlemeyen duymayan bir anne baba.
Önemli bulduğum bir diğer nokta ise, masadaki krepler bittiğinde, annesinin sorusuna Begüm’ün Mor Gergedan yedi cevabı üzerine, aldığı 'Gergedanlar Krep Yemez' yanıtı. İlginç değil mi, çocuğumuz bize mor bir gergedandan bahsediyor biz evdeki mor gergedana değil de, gergedanların krep yemeyeceğine takılıyoruz. Evde mor bir gergedan var! Begüm'ün içinde büyüyen duyulma hissi. ‘Anne baba ben de buradayım, benim farkıma varın’ diyen sesi. Maalesef ki birçok ebeveyn çocukların varlığını tanımadan onları birey olarak görmeden önce fiziksel ihtiyaçlarına yöneliyor.
Meselenin özünü yakalamak gerekir, günlük hayat telaşı içerisinde, çocuklarımızı yeterince dinliyor muyuz? Onların duygularına tanıklık edebiliyor muyuz? Yoksa sadece duyuyor ve yetebildiğimizce fiziksel ihtiyaçlarını karşılayıp, kendi tarzımızda mı onlarla ilgileniyoruz.
Burada çocuklara gerçekten kulak verebilmek.. Sadece duymak değil, anlamak gönülden bir bağ kurmak. Bu noktada kitap bize çok değerli bir şeyi hatırlatıyor:
Çocuğunu dinle. Gerçekten dinle. Bir çocuk olarak dinle.’
Tutku METİN
Okul Öncesi Öğretmeni
Küçük Bir Not:
Özellikle okul öncesi dönemde çocuklar bir hikâyeyi sadece dinlemez; onu yaşar, hisseder, içselleştirir. Bu yüzden bizler, yalnızca anlatıcı değil; aynı zamanda onların ilk rehberi ve yorumlayıcısıyız. Anlattığımız her hikâyede, kelimelerin ötesini görüp onların dünyasına göre yeniden şekillendirmek bizim sorumluluğumuzdur.
.jpg)
Yorumlar
Yorum Gönder