Yapmak mı? Olmak mı? – Doğan Cüceloğlu’ndan Ebeveynliğe Dair Bir Bakış

 


Doğan Cüceloğlu’nun “Anne Baba Olmak ve Anne Babalık Yapmak” üzerine yaptığı konuşmayı izlediğimde, içimde derin bir iz bıraktı. Bir öğretmen ve aynı zamanda bir okul yöneticisi olarak çocukların hayatına dokunan, aileleriyle sürekli iletişimde olan biri olarak, bu video bana pek çok şey düşündürdü.

Cüceloğlu konuşmasında, “yapmak” ve “olmak” kavramlarının farkını çarpıcı örneklerle anlatıyor. Fark ettim ki biz eğitimciler de zaman zaman “yapmak” kısmına fazlaca odaklanabiliyoruz. Oysa asıl mesele, çocuğun yanında “olmak”, onunla gerçek bir bağ kurmak...

Özellikle videoda geçen iki farklı baba örneği çok etkileyiciydi:
Bir baba, çocuğuna diş fırçalama alışkanlığını korkutarak kazandırıyor. Diğeri ise anlayarak, sevgiyle, çocuğunun bu davranışı içselleştirmesini sağlıyor.

Cüceloğlu’nun bu noktada sorduğu dört soru ise oldukça dikkat çekici. Bu sorular yalnızca bir alışkanlığı değil, çocukla kurulan ilişkinin niteliğini de sorgulatıyor. Özellikle şu soru aklıma kazındı:
“Davranışı yapmadığında zevk alır mı?”
Bu, sanırım çoğumuzun en son aklına gelecek sorulardan biri. Ama ne kadar önemli... Çünkü zorla kazandırılan her davranış, yapılmadığında bir tür "özgürlük zaferi" olarak yaşanıyor. Yani çocuk, davranışı sizin isteğinizle yaptığında içinden “el mahkum” diyor; siz yokken ise derin bir “oh” çekerek o davranışı reddediyor.

Kısa vadede çözüm gibi görünen ceza yöntemi, aslında uzun vadede derin problemlere zemin hazırlıyor. Julia Thompson’ın da belirttiği gibi, ceza yalnızca geçici bir uyum sağlar.
Ve evet, bazı ebeveynler “Ben ceza vermiyorum” diyebilir. Ama bir çocuğu parka götürmemek, sevdiği yiyeceği almamak, ekran süresini azaltmak da birer ceza olabilir. Ve unutmayalım:
Ceza, bir yetişkin oyuncağı değildir.
Olumlu davranış kazandırma sürecinde keyfimize göre başvurabileceğimiz bir araç da olmamalı. Çünkü zorla güzellik, ceza ile de olumlu disiplin olmaz.

“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” demiş atalarımız. Çocuklar da bu içten, samimi bir dil karşısında direnç göstermiyor. Sevgi dolu bir ortamda, olumlu disiplin mümkün.

Tıpkı Cüceloğlu’nun dediği gibi:

“Yapmayı bırakıp, ‘olmaya’ başladığımızda çocuklarımızı gerçekten dinler, anlar ve onların ihtiyaçlarına kulak veririz.”

Geçmiş yıllarda ailelerin çocuklarına dair ilk soruları “Yemeğini yedi mi, hasta mı oldu?” şeklindeydi. Bugünse birçok anne baba çocuğunun fiziksel ihtiyaçları kadar duygularını da merak ediyor.
Son yıllarda velilerden şu tür sorular duymak beni umutlandırıyor:

“Kendini ifade edebiliyor mu?” “Arkadaş ilişkileri nasıl?” “Paylaşmayı nasıl sevdirebiliriz?”

Bence bu sorular, ailelerin “anne baba olmak” yolunda güçlü adımlar attığının bir göstergesi.

Bu video beni hem bir eğitimci hem de bir insan olarak derinden etkiledi. O yüzden bu içgörüleri siz değerli velilerimizle de paylaşmak istedim. Çünkü bizler sadece çocukları değil, bazen ebeveynlik yolculuğunda yön arayan yetişkinleri de destekliyoruz.

Ve son olarak…
Videodan aklıma kazınan o güçlü cümleyle bitirmek istiyorum:

“İyi çocuk yetiştirmek istiyorsanız, sadece davranışlarına değil, onun varoluşuna yatırım yapın.”

Teşekkürler Doğan Cüceloğlu…
Bize kattığınız her içgörü için minnettarız. Öğretileriniz hepimize ışık olmaya devam edecek.
Ruhuna saygı ve minnetle…

                                                                                                                 

                                                                                                           Tutku METİN

                                                                                                    Okul Öncesi Öğretmeni


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akademik Başarının Temeli: İyi Bir Çocukluk

Bir Huysuz Uğur Böceği Neden Sürekli Kavga Arar?

Çocukları Başarıya mı, Hayata mı Hazırlıyoruz?